Zaman ve Beyin

Zaman dediğimiz şey, bir anın diğer bir an ile karşılaştırılmasıdır. Beyin, birkaç bilgiyi bir araya getirerek birleştirir, karşılaştırır ve bunun sonucunda da bir zaman algısı oluşur. Aslında zaman fiziksel olarak yoktur. Bazı fiziksel koşullara bağlıdır tabii ki ama zaman dediğimiz şeyin kendisi fiziksel bir durum değildir, elle tutulup gözle görülemez. Tanımı da zordur. Zamanı tanımlayın desem muhtemelen o tanımın içinde yine zaman kelimesini geçirirsiniz. Karışık.

Beyinde saat mi var?

Beyinde fiziksel bir saat yok ama içsel bir saat var. Bununla ilgili beyin bölgeleri mevcut. Beyincik (ki asıl adı cerebellum’dur), prefrontal korteks, frontostriatal bölgeler ve bazal ganglion, ama en önemlisi hipotalamusun suprachiasmatic çekirdeği bizim içsel saatimizde görev alır. (Bunlar benim ne işime yarayacak, demeyin. Yarın öbür gün doktora giderseniz onu bu bilgilerle şaşırtıp sizi cahil bellemesinin önüne geçebilirsiniz. Belki sizi azarlamaz bile.)

Şimdi, bu bölgeler zaman konusunun muhtarı. Bir de dopamin var ki of o daha beter muhtar. (Yaşıtlarıma selam verdim.) Dopamin dediğimiz kimyasal, bu içsel saatimizi belirlemede ve zaman algısı yaratmada en önemli maddedir. Eğer birine dopamin enjekte edersek o arkadaş büyük ihtimalle zamanı çok hızlı olarak algılayacak, “Ay ne çabuk geçti, hiç de bir şey anlamadım” diyecektir. Bu yüzden temelde dopamin miktarının azalmasıyla ilgili bir hastalık olan Parkinson hastalığında hastanın zaman algısı yavaşlar, saatler geçmek bilmez. Nuri Bilge Ceylan sinemasına döner hayat.

Depresyon, şizofreni, saatler ve 90’lar pop ile bilim

Aynı şekilde depresyona girmiş biri için de zaman inanılmaz yavaş akar. Saatler olur bir ömür. Ercan Saatçi, “Tam 14 saat oldu telefonum hiç çalmadı” derken yar hasretine bağlı depresyondan dolayı abartıyor olabilir.

Peki ya şizofrenler? Onlarda da beynin zaman ile ilgili bölümleri de zarar gördüğü için zamanı sağlıklı insanlara göre daha uzun olarak algılarlar. Sonra, efendime söyleyeyim, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu teşhisi konulan çocuklar için de zaman, davranışlarını erteleyemedikleri, sebat edemediklerinden çileli bir hal alır. 5 dakika onlar için olur 55 dakika. Bu yüzden otur dersin oturmaz, dur dersin durmaz. İnsanı misafirlikte rezil eder. Aşağıdaki bu deney bunun tatlı nefis bir örneği:

“Zaman geçmiyor” / “Su gibi geçti, hiç anlamadık”

Öncelikle, zaman mutluyken daha çabuk geçiyor gibi bir algı mevcut. Bu doğru olabilir. Bunun  beklentilerle, çevredeki uyaranlarla, motivasyonla falan alakası var ama buradaki asıl mevzu yukarıda beyin bölümlerinde bahsettiğimiz hipotalamus bölgesindeki suprachiasmatic çekirdektir. (Ben size ezberleyin demiştim. Buyurun bakın yine karşınıza çıktı.)

Bu, uyku/uyanıklık saatlerimizi düzenleyen bir bölgedir. Aynı zamanda keyif ve zevkle de alakalıdır. Dolayısıyla keyif ve zevkle çalışır. Yani sıkıcı bir aktivitede bulunurken bu bölge yavaş çalışır. Bunun aksine, sevgilimizin yanındayken ışıl ışıl olur, dört dörtlük bir şekilde harekete geçer. Dolayısıyla zamanı daha hızlı geçiyormuş gibi algılarız. Sabah toplantılarında ve sıkıcı derslerde zamanın geçmemesinin bir sebebi de bu bölgenin yavaş çalışmasıdır.

Dedeme saatlerin ileri alındığını söylemeyin”

Buraya kadar söylenenlerden farklı olarak, yaşlanınca zaman daha çabuk geçer. Çünkü yaşlanınca deneyimlerimiz daha da azalır. Hayat rutin bir hal alır. Üzerinde düşünülecek anılar azalır, uğruna gözyaşı dökecek sevda kalmaz. Dolayısıyla bunlarla daha az uğraşıp el elde baş başta kaldığımızdan içinde olunan zaman ile geçmiş zaman arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkar. Bu da yaşlılıkta zamanın hızlı geçmesine neden olur. O yüzden saatler geri alındığında dedenizden “Hadi yine iyisin” diyerek para koparabilir, üç aylıktan bir çorba parası bulabilirsiniz.

Son olarak, zamanı algılayışımız insanın bilişsel durumuna, duygu durumuna, beyinde işleyen saatine göre değişir. Misal, ben size bu yazıyı okumaya başladığınızda saati sormadım ve siz bu yazıyı okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamadınız. Bir anda akşam ettiniz, mesaiyi yediniz. Dolayısıyla zaman göreceli bir kavramdır. (Bu nefis tespit için yıllarımı verdim.) Örneğin, sarhoşken ve uyurken zaman çok çabuk geçer. Neden? Dopamin ve hipotalamus yüzünden… Uzun uzun anlatmak isterdim ama sonra “Çok uzun ya bayıyor” diyorsunuz.

Bütün bahsettiklerimizden sonra şunu diyelim: Sizi mutlu eden insanların yanına gidin. Ömrünüz hızlı ama dolu dolu geçsin. (Başka sosyal mesaj aklıma gelmedi. “Zamanla” bu mesajlar da düzelir.)

kaynak : nBeyin, 24.01.2017