Özlüyorum..

Dedemin sohbetini özlüyorum. Masa başında babaannemle yaptığımız sohbetleri..

Aç karnına onlara gittiğimde babaannemin bana sahanda pişirdiği yumurtayı.. Soğuk kış günlerinde sobanın üzerinde kestane pişirmeyi, cam kenarında içtiğimiz demli çayları…

Ben onların yokluğuna inandıramadım kendimi.. Sanki bir süreliğine bir yerlere gitmiş ve bir gün dönüp, geleceklermiş gibi.. Artık kuzenimin oturduğu o eve gittiğimde gözlerim zaman zaman evdeki o koridora takılı kalıyor. Bizler salonda otururken sanki oda kapısından çıkıp, gelecekler gibi geliyor. Ama giden gelmiyor…

Ölümden işte bu yüzden korkmuyorum..! O vakit geldiğinde, kaybettiklerimizle yeniden birlikte olacağız çünkü…….

80’li yılları özlüyorum.. Müziğini, filmlerini, TV programlarını.. Saflığını özlüyorum o yılların. Bozulmamışlığını..

O dönemlerde tek televizyon kanalı olan TRT’yi, önüne yerleştirdiğimiz yemek masasında izleyerek yılbaşı kutlamayı,

Anaokul yıllarımdayken çok karlı bir günde, odamda yerde oturup, bütün gün komşumuzun verdiği Doğan Kardeş ve Heidi dergilerini okuduğum o günü, (Kar ve karakış sevgimin kaynağı çok çok büyük bir olasılıkla o gündür. Hatta bundan eminim)

İkili öğretim için gece gittiğimiz ve ikili öğretim uygulamasının ilk senesi olduğu için 1. sınıflardan başka kimse olmayan üniversite yıllarımı, arkadaşlarımla kantinde gece yaptığımız masa başı sohbetlerini,

Internetsiz, bilgisayarsız zamanları,

Rumeli Hisarı’nda Kayahan konseri izlemek için İstanbul boğazından karşı sahile sandalla geçtiğim o yaz gecesini,

90’lı yılların ortasında 3 günlüğüne gittiğim Didim’de kazandığım arkadaşlıkları,

70’li yılların sonunda Ankara’dan tatili için İstanbul’a anneannemlere geldiğimizde kaldığımız Şişli’deki evi ve oradaki ıvır zıvır dolu sandık odasında vakit geçirmeyi, oranın altını üstüne getirmeyi, aynı evin arka sokağından geçen yoğurtçunun elinde salladığı zil sesini, yağmur yağdığında o sokağa bakan pencereden dışarıyı izlemeyi..

Ve O’nu…

Özlüyorum… Hem de çok……………..

Her zaman derim, hep derim; “gelecek günleri yaşayacağıma, geçmişimi bir kez daha yaşamak isterdim“. Neler vermezdim bunun için 🙁